Home » Türkce » Türkce Makaleler

Category Archives: Türkce Makaleler

Kalender

Februar 2018
M D M D F S S
« Jul    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728  

Yâ Ulu’l-Elbâb

Yâ Ulu’l-Elbâb

Ahsen-i takvim sıfatına mazhar olarak yaratılan (Tîn: 95/4) insanoğluna verilen en büyük lütuf, şüphesiz ki, güzeli çirkinden, eğriyi doğrudan ayırma yetisi olarak da ifade edilebilen, olayları tahlil ederek, muhakeme yapabilen bir yapıya sahip olması, daha özlü bir ifadeyle sahib-i akıl olmasıdır. Kökü alemlerin Rabb’ine dayanmayan sevgi-arzu ve isteklerle gölgelenmeyen, şehvetinin akrep kıskacına yakalanarak özü sulanmayan akıl, şüphesiz sahibini nazar kıldığı her nesnede esere takılmadan müessire ulaştıracaktır. Sevdanın aslına sevdalanarak nur-i İlâhînin elinde bilenen basiretler “uzak görüşlü olma” kavramının ne anlama geldiğini, bizzat ötelerin ötesine olan bakış ve bu bakışlardaki isabetle, insanoğluna tekrar ve tekrar göstereceklerdir.

  (mehr …)

Usve-i Hasene

Usve-i Hasene

Kuran-i Kerim`de Hz. Peygamber (s.a.v) için kullanılan bu kavram „Usve-i hasene“(1), kelime itibariyle teessi edilecek yani uyulacak, arkasından gidilecek, örnek ve meşk alınacak en güzel model demektir(2).  Başka bir ifadeyle; Hz. Peygamber`e (s.a.v) ait oldukları iddiasında bulunup, kendilerini Muhammedi olarak tarif ve tayin edenlerin, hayatı bütün boyutlarıyla Muhammedi üslup ve anlayışla kavrayıp yaşamalarıdır. Bize şah damarlarımızdan daha yakın olan Sevgiliye(3) göre ise; „Üstün ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Hz. Peygamber’in verdiğini alma, sakındırdığından da kaçınmadır.“(4)

(mehr …)

Uhuvvet Bağı

Uhuvvet Bağı

Uhuvvet (kardeşlik) bağı İslam’ın üzerinde basa basa durduğu en temel mefhumlardan birisidir. Müminler bu bağ sayesinde gönülden birbirlerine bağlanarak, sonsuzluğun perdelerini arzularlar. Benliği aşmanın, ötelerin ötesiyle buluşmanın, hayati rahmet eliyle kucaklamanın adidir Uhuvvet. Sonsuzun namelerini fani bedene taşımanın, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilen gül yüzlü güzele yol bulmanın yegane adresidir Uhuvvet. Şeytanın can alici oklarına karşı çelik bir siper, nefsin yılmak bilmeyen hile ve desise dalgalarına karşı ise güvenli bir limandır Uhuvvet…

  (mehr …)

Tefekkür – ü Mevt

Tefekkür – ü Mevt

Ölüm kimilerine göre hayatin sonu, kimilerine göre ise başlangıcıdır. Ölümsüzlük ve ebediyet, bizi kendisinin halifesi olarak takdim eden Cenâb-ı Hakk içindir ve O’nun uluhiyyetine yakışır. Ölüm ve fena bulma ise yaratılanlara, kullara yakışacak olan bir olgudur. Yaşamak kadar tabii olan ölümü, yine de genelde kimse ne konuşmak, ne de hatırlamak ister. Sanki ölüm sadece yaşamayı adeta kendilerine lüks olarak addeden fakirlerin, yaşlılıktan saçı ve sakalı ağarıp belleri bükülen, toprağın adeta haydi gel derecesine çağırdığı yaşlıların, amansız hastalıkların pençesine düşüp, yaşam ile ölümün medd-ü cezri içerisinde gidip gelen hastaların ortak temasıdır.

  (mehr …)

Selamun Aleykum Bima Sabertüm

Selamun Aleykum Bima Sabertüm

Sure-i Rad’ın 24. ayetinden aldığım bu baslık, çok çeşitli ve zorlu imtihanların süzgecinden başarılı bir şekilde geçerek, nebevi ifadeyle aklı başında olan herkesin isteyeceği Adn cennetine ulaşan, kutsal dava adına başa gelecek her türlü sıkıntı ve belaları amentü içerisinde algılayarak, özümseyip yaşayan ve sabreden vefakarların Adn cennetine dahil olduklarında meleklerin bütün kapılardan birer teşrifatçı gibi girerek kendilerine verdiği selamdır. “Selamün Aleyküm Bima Sabertüm…”, “Sabrettiginize karsilik size selam olsun…

  (mehr …)

Şehr-i Ramazan ve Ötesi

Şehr-i Ramazan ve Ötesi

Kuranın indirildiği ve içerisinde bin aydan daha hayırlı geceyi barındıran nurlu ay… Susuz kalmış kurak gönüllerin orucun rahmet eliyle sulandığı, rahmet ve mağfiret pınarlarının kapaklarının sonuna değin açıldığı şehr-i sultan olan ay… Hakk’tan başka hiç bir gücün önünde eğilmeyecek olan sevdalıların Hak uğruna, açlığın ve susuzluğun koynuna girerek Hakka olan teslimiyetlerini lisan-i hal ile haykırdıkları an…İnsana kendisini dolayısıyla yaratanını tanımasına vesile olabilecek pek çok kutsi vasıtaların kesiştiği nokta; Ramazan.

„Allah’ım Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizleri Ramazan ayına ulaştır.“ şeklindeki kutsal elçinin bu aylarda sık sık tekrar ettiği bu manidar dua Recep ayının girmesiyle müminlerin dillerine ve gönüllerine oturur. Aslında bu dua, sanki aralarına derin hasret ateşi giren iki sevgilinin visal hali yaklaştıkça bir birleri için besteledikleri ilahi nağmelerin fani dünyada hoş bir seda olarak baki kalacağı terennümlerdir. Bu durum uzaktan gelecek hatırlı bir misafirin hoşnut edilmesi adına günler öncesinden yapılmaya başlanan titiz hazırlıklara da benzer. Ufuk Peygamber’in aylar öncesinden bu ayın ismini sık sık anarak, ona kavuşma hususunda iştiyakını ısrarla dile getirmesi beklenen misafirin değerinin Hak nazarındaki konumunu en iyi şekilde ortaya koymaktadır.

(mehr …)

Rahman’ın Kulları

Rahman’ın Kulları

Rahman’ın kulları (İbad’ur-Rahman) tabiri Kuran-i Celil’de, bizzat Yaratan tarafından birtakım vasıflar zikredilerek; bir yerde insan, diğer bir yerde de melekler için kullanılan (Zuhruf; 19) seçkin bir ifadedir. Biz bu yazımızda, Sûre-i Furkan’da birtakım özellikleri zikredilerek bu hitaba nail olan nurlu kişilerin vasıflarını incelemeye çalışacağız. Zira Cenab-i Hakk böylesine bir ifadenin içerisinde tanımladığı bu güzellerin vasıflarını, yine Kendisi, bizlere Kuran-i Kerim’de sıralamaktadır. Kulluk makamına ermek isteyenlerin, özgürlüğü Hakk’a kullukta arayanların veya özgür olduğunu iddia edip Hakk’tan gayri her şeye kul olanların, gerçek özgürlüğün ve kulluğun tanımlarına Rahman’ın tanımladığı ölçüler içerisinde bakması gerekir.

  (mehr …)

Rahman ile Kul Arasındaki Sır: İHLAS

Rahman ile Kul Arasındaki Sır: İHLAS

Türkçe’mizde doğru ve gerçek sevgi, kalp temizliği ve samimiyet manalarında kullanılan ihlas kavramı(1), aslında Yaratan ile yaratılan arasında kurulu olan, her karesinde aşk-ı İlâhî’nin koklandığı o eşsiz ve paha biçilmez köprünün adıdır. Temeli aşk olan bu köprüyü içerlerinde tesis eden yanık yürekler, bu sırrın kendilerine bahşettiği o duruluk ve enginliğin, teslimiyet ve ubudiyet bilincinden mütevellit olan o sarsılmaz metanetin, bulundukları her ortamda yegane temsilcisidirler. Özü itibariyle Rahmânî olan bu değerler, bünyesinde bulunduğu kutlu kişilere Rahmânî bir tad katmakla kalmayıp, onlarla diyalog ve irtibat halinde olan kişilere de, Rahmânî bahçelerde derlenmiş, dünya değerleriyle elde edilemeyecek eşsiz güllerin kokularını teneffüs ettirecektir. İhlas, hayatı bütünüyle “rıza-yi İlâhî”yi merkeze almak suretiyle algılamanın ve ona göre yaşamanın adıdır.

(mehr …)

Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Gıybet ve Afetleri

Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Gıybet ve Afetleri

Herhangi bir kimse hakkında huzurunda söylendiğinde kişinin hoş görmeyeceği veya rahatsız olacağı şeyi onun gıyabında zikretmek olarak tarif edilen gıybet, ahsen-i takvim üzere yaratılan insanın 1 , özünü zedeleyen mezmum hâllerden birisidir. Kendisini savunması mümkün olmayan bir kimsenin gıyabında, şeri bir maksada veya kamu menfatine uygun olmaksızın çeşitli nedenlerle yapılan tenkit edici, aşağılayıcı ve küçük düşürücü açıklamalar, aslında bu beyanı yapan insanların zavallılıklarının bir nişanesidir.

(mehr …)

Marifetullah

Marifetullah

Marifet kelimesi Türkçe’mizde bilme, biliş, ustalık, maharet, bilgi, tanımak ve aşinalık gibi manaları bünyesinde taşımaktadır. Sufilerin sözlüğünde vazgeçilmez yeri ve değeri olan bu kavram; sufilerin bir takım manevi haller yaşayarak, manevi ve ilahi hakikatleri tadarak (iç tecrübe ile, vasıtasız) elde ettikleri bilgi ve irfandır. Bu yoldan Hakk’a dair elde edilen bilgiye mârifetullah, buna sahip olan kişiye de ârif-i billah (ârif, urefâ) denir. Marifet bu noktada hususi, tecrübî, ameli ve tatbiki; ilim ise umumi, külli, nazari ve mücerret bilgidir. Hülasa ifade etmek gerekirse kalb, keşf ve ilhama dayalı bilgiye mârifet ve irfan, akla ve nazari tecrübelere dayalı bilgiye ise ilim denir. Mârifetin kaynağı sezgi (keşf ve ilham), ilmin kaynağı ise istidlaldir. Mârifet tasavvufi, ilim ise zahiri bilgidir.[1]

  (mehr …)